HERALEM 21 Ocak 2018 Pazar
A B C D E F G Ğ H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
Reklamlar
Yeni Eklenen Çok Okunan
ĞULÜVV 1475
ĞUFRÂN 1240
GABN 1976
IRZ 1178
ĞAFFÂR 1309
ÖDÜNÇ 1310
İÂNE 1205
ÎCÂB 1410
ÇİLE 1651
CELÎL 1409
CELDE 1717
BİRR 5190
BURHAN 3058
ÂSİTÂNE 2284
BEYT 2126
GABN 1976
ATEİZM 1934
ABES 1844
BASAR 1796
BEŞÎR 1767
CEBRÂİL 1729
CELDE 1717
» CEHÂLET
Cehl ve cehâlet kelimeleri sözlükte "bilmemek, tanımamak, haberi olmamak; ahmak, akılsız, kaba, katı ve sert davranışlı olmak; bir şey şiddetli olmak; saldırmak, tecavüz etmek" anlamlarına gelir. İlim ve hilmin zıddıdır.

Cehâlet kavramı Kur'ân'da, iki yerde (Bakara, 2/273; Hucurât, 49/6) bilmeme ve tanımama anlamında; bunun dışında fert ve toplumların îlâhî iradeye uymayan yanlış ve hatalı inanç, söz, fiil ve davranışlarını ifade etmek için kullanılmıştır.

Kur'ân'da "cehâlet" olarak ifade edilen inanç ve davranışlar şunlardır: Şirke ve küfre dalmak (A'râf, 7/138), günah fiiller işlemek (Nisâ, 4/17), zina etmek (Yûsuf, 12/33), homoseksüellik yapmak (Neml, 27/55), alay etmek (Bakara, 2/67), sabredilecek yerde sızlanmak (En'âm, 6/35), fakirleri küçük görmek (Hûd, 11/29), emânetlere ihânet etmek ve dinî görevleri yapmamak (Ahzâb, 33/72), Allah hakkında kötü zanda bulunmak (Âl-i İmrân, 3/154) ve Allah'ın hükümlerinden başka hükümlerle hükmetmek (Mâide, 5/50). Görüldüğü üzere "cehâlet" kavramı Kur'ân'da bilgisizlikten ziyade Allah'a ve insanlara karşı olumsuz tutum ve davranışları ifade etmektedir.

Kur'ân'a göre cehâlet; insanın görünen eşya ve olayların arkasındaki ilâhî irâdeyi anlayamaması, Allah'ın âyetleri olan kâinatı Allah'ın âyetleri olarak görememesi, dinî gerçekleri anlayamaması, iradesini ve hâkimiyetini yitirmesi, şirk, küfür, nifak, isyân ve zulme dalması, Allah'a ve yaratıklarına karşı kötü, kaba ve çirkin davranmasıdır. Cehâlet; 1- a) İnsanı kâfir, müşrik ve münafık yapan cehalet; b) Âsî, fâsık ve zâlim yapan cehâlet; 2- a) Allah'a ve dinine karşı yapılan cehâlet, b) İnsanlara ve diğer varlıklara karşı yapılan cehâlet. 3- a) Basit cehâlet (bilgisizlik) b) Mürekkeb cehâlet (yanlış inanç, hatalı söz, fiil ve davranışlarda bulunmak ve bunları idrâk edememek) şeklinde kısımlara ayrılır.

Hadis usulünde cehâlet kavramı; hadis rivâyet eden râvînin halinin bilinmemesini ifade eder. (İ.K.)

Fıkıh terimi olarak, genellikle cehalet, varlık ve olaylar hakkındaki belirsizlik, bilinmezlik; cehl ise, kişinin kendisinin bilgisizliği anlamlarında kullanılmaktadır.

1. Belirsizlik - Bilinmezlik (cehalet); İslâm fıkhında, hukukî işlemlerde ve özellikle de iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, akdin konusunun biliniyor ve belirli olması gerekir. Akdin konusu ile ilgili belirsizlik garar, bilinmezlik ise cehalet kavramıyla ifade edildiği gibi, her iki kavramın birbirinin yerine kullanıldığı da görülmektedir.

Taraflar arasında çekişmeye yol açması kuvvetle muhtemel olan akdin konusundaki cehaletin, akdin sıhhatine engel olduğu konusunda âlimler ittifak etmişlerdir. Çekişmeye yol açmayacağı kuvvetle muhtemel olan durumlarda cehaletin, akdin sıhhatine engel teşkil etmeyeceğini ittifakla kabul etmişlerdir. Çekişmeye neden olması muhtemel durumlarda ise, akdin sıhhatine mani teşkil edip etmeyeceği hususunda ihtilaf etmişlerdir.

Hukukî tasarruflarda belli olması gereken hususlar şöyle sıralanabilir: Satım akdinde, akdin konusu mal, bedeli, vade ve taksit durumu; kira akdinde, kiralanan şey, kira bedeli; kefalette, kefil olunan; havalede, havale edilen miktar; ariyette, ariyetin konusu; hibede, bağışlanan mal; ortaklıkta, kârın ortaklar arasında ne şekilde bölüşüleceği; vekalette, vekaletin konusu; sulhta, sulhun konusu ve bedeli; ibrâda, ibrâ edilen; şüf'ada, şüf'a bedeli; ikrarda, lehine ikrarda bulunulan; davada, davalı ve dava konusu belli olmalıdır.

Bununla birlikte, başta Malikîler olmak üzere bazı İslâm hukukçuları, belirsizliğin ivazsız akitleri etkilemeyeceğini kabul etmişlerdir.

2. Bilgisizlik (cehl); İslâm'da kişinin sorumlu tutulması için yükümlülüğün kendisine bildirilmiş olması, ön şart olarak kabul edilmiştir. Kur'ân-ı Kerim'de, peygamber gönderilmedikçe kimseye azap edilmeyeceği belirtilmektedir (İsrâ, 17/15). Sorumluluğun temel şartı olan bilme, bilfiil bilgi sahibi olma anlamına gelmeyip, bilme imkânına sahip olma demektir. Bu nedenle fakihler, İslâm toplumunda bilgisizliği mazeret olarak kabul etmemişlerdir. Buna karşılık, yabancı bir ülkede Müslüman olup da dini hükümler konusunda bilgisi bulunmayan kişi, dinî emirleri yerine getirme ve yasaklardan kaçınma konusunda mazur görülmüştür.

Bilgisizliğin mazeret olarak kabul edilmesi için, davranışın yasak olduğunun bilinmemesi gerekir; davranışın yasaklığı bilindiği halde, buna bağlanan hukukî sonucun bilinmemesi özür olarak kabul edilmez. Ayrıca, bilgisizlik Allah hakları konusunda geçerli mazeret olmakla birlikte, kul haklarında verilen zararın tazmîni konusunda geçerli sayılmaz. (İ.P.)

Bu Sayfa 2011-09-27 Tarihinden Beri 991 Kez Okundu.
Kaynak: Diyanet


Reklamlar
Türkü Sözleri Başkentler Türkiye İller Yemek Tarifleri İl Plaka Kodları Son Depremler Telefon Kodları Ülke Telefon Kodları
Meteoroloji Son Durum Dini Açıklamalı Sözler 2012 Dini Günler
Doğum Günü Mesajları
Aşk Sözleri
Özlü Sözler
Anlamlı Sözler
Çocuk İçin Sözler
Kocam İçin Sözler
Karım İçin Sözler
Anneler Günü Mesajları
Babalar Günü Mesajları
Geçmiş Olsun Mesajları
Aile Sözleri
Teşvik Edici Sözler
Özel Gün Mesajları
Espirili Mesajlar
Aşk Espirileri
Maniler
Tekerlemeler
Erkek İçin Sözler
Dünyaya Yön Veren Sözler
Özlem Sözleri
Günaydın Mesajları
Anonim Sözler
Sevgi Sözleri
Ahlak Sözleri
Yalnızlık Sözleri
İyi Geceler Mesajları
Dostluk Sözleri
Atatürk Sözleri
Aşk Mesajları
Kandil Mesajları
Bayram Mesajları
Özür Sözleri
Ata Sözleri
Sevgililer Günü Mesajları
Evlilik Kutlama Mesajları
Muzip Sözler
Asker Mesajları
Taraftar Mesajları
Duygusal Mesajlar
Cuma Günü Mesajları
Öğrenci Mesajları
Espirili Sözler
Mutluluk Mesajları
Kadın İçin Sözler
Romantik Mesajlar
Kutlama Mesajları
Sevgi Mesajları
Yeni Yıl Mesajları
Kamyon Yazıları
Bilgi Üzerine Sözler
Ölüm Sözleri
Popüler Sözler
iletişim - hakkımızda - gizlilik - Camcı Zeki
Genel